Sosyal Ağlarda Biz :

Online Hızlı Okuma Testi

KALKINMA VE KALKINMA EKONOMİSİ


Az gelişmiş ülkelerde kalkınmanın gerçekleştirilmesi gereken bir hedef olarak ele alınışı İkinci Dünya Savaşı sonrasına denk düşmektedir. Bugünün pek çok az gelişmiş ülkesi Savaş öncesinde sömürge ülke konumunda bulunmaktaydı. Savaştan sonra ise, ulusal kurtuluş mücadeleleri veren Sömürgeler siyasal anlamda bağımsızlıklarını kazanmaya başlamış ve çok sayıda yeni ulus-devlet kurulmuştur. En önemlisi bu ülkelerin kendilerini geri kalmışlıklarının farkına varmaları, daha hızlı bir ekonomik sürece girmeleri yönünde ulusal kalkınma talepleri ortaya çıkarmış ve bu talep sürekli devam etmiştir.
Az gelişmiş denilen bu ülkelerin kalkınma özlemleri yanı sıra, ikinci olarak, ABD ve SSCB'nin temsil ettiği iki kutuplu bir Soğuk Savaş dünyasının rekabet ortamı nedeniyle, tarih boyunca gündeme alınmayan kalkınır sorunu, artık çözülmesi gereken ciddi bir sorun olarak ele alınmaya başlanmıştır. Soğuk Savaş dönemi pek çok gelişmiş ülkenin, yoksul ve ideolojik olarak bağımsız konumda bulunan az gelişmiş ülkelere, gerek ekonomik gerekse siyasal açıdan artan ölçüde ilgi göstermelerine yol açmıştır.
Üçüncü olarak, dünya ekonomisinin karşılıklı bir bağımlılık ilişkisi içinde olduğu düşüncesi gelişmiştir. Dünyada çeşitli ülkeler tarafından üreti­len temel ham madde kaynaklarının kıtlığı ve petrol fiyatlarının artması kor­kusu karşılıklı bağımlılığın önemle ele alınması gereğini güçlendirmiştir . Bu durum az gelişmiş ülkelerin ihmal edilmemesi ve geliştirilmesi gerektiği sonucunu doğurmuştur.
Dördüncü olarak, Birleşmiş Milletler'in (United Nations: UN) savaş sonrasında yeniden şekillenmesi ve ilave olarak Dünya Bankası (International Bank of Research and Development), Uluslararası Para Fonu (International Money Found: IMF) ve Uluslararası Çalışma Örgütü (International Labour Organization: ILO) gibi kurumlar ve çeşitli bölgesel kuruluşun kalkınma iktisadına yeni bir ivme vermiştir, Bu kurumlar eliyle yaptırılan çok sayıda çalışma kalkınma teorisinin akademik olmayan bir alanının da ortaya çıkması da yol açmıştır.
Beşinci ve son olarak, söz konusu uluslararası ilgi akademik bir ilgi ile birleşerek; bazen ideolojik, bazen insancıl, bazen pragmatik ve bazen da bilimsel endişe ve çabalarla kalkınma sorununu teşhis etmek, çözüm önerile­ri getirerek ve kalkınma hedefinin gerçekleştirilmesi için izlenecek yolları belirlemek amacıyla, iktisat bilimi içerisinde kalkınma iktisadı denilen yeni bir disiplinin ortaya çıkmasına neden olmuştur, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra ortaya çıkalı kalkınma iktisadı disiplini; teorileri, araştırmaları, endişe­leri ve uluslararası kurumların çalışmaları ile, geniş bir bütünlük içinde, or­taya çıktığı dönemin özelliklerini yansıtmaktadır.

Okuma hızınızı ölçmek için "BAŞLAT" düğmesine tıkladıktan sonra metni okumaya başlayın.
Okumayı bitirdiğinizde "BİTİR" düğmesine tıklayın.